ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Osmanlı Devletinin güçlenip yükselmesi, ardından duraklama dönemine girmesi nihayet gerileyerek zayıflamasına yol açan nedenler; tarihçilerin de araştırma konusuna giren nedenler arasında yer almaktadır. Tarihin kaydettiği önemli bir gerçek; insan ömründe olduğu gibi büyük devletlerin ve imparatorlukların da ömürlerinin sınırlı olmasıdır. Osmanlı’nın yükselme döneminde görev yapan padişahların devlet yönetimindeki etkinlikleri ve başarıları ile duraklama ve gerileme dönemi padişahların yönetim ve siyaset anlayışlarında farklılıklar bulunmaktaydı. Tarihte yaşanan gelişmeler ve günümüze kadar ulaşan belgeler ışığında Osmanlı yönetiminde görülen değişimler ile padişahların tutum ve davranışlarının devletin geleceğinin şekillenmesinde önemli rol oynadığı anlaşılmaktadır. Osmanlı’da padişahlık geleneğine bakıldığında, bir kısmının daha küçük yaşta büyük bir imparatorluğun sorumluluğunu üstlendiğini, reformist olanların ülke çalkantı ve kaos içindeyken görev yaptığını, yapılmak istenen yeniliklerin büyük engellerle karşılaştığını tespit etmekteyiz. Devlet yönetiminde 1.Osman, Orhan Gazi, 1.ve 2nci Murad, Fatih, Kanuni, 2nci Bayezid, 1.ve 2nci Mahmut ve 2nci Abdülhamit gibi uzun diyebileceğimiz bir sürede görev yapan padişahlar dış siyaset açısından başarılı sonuçlar alınmasında etkin bir rol üstlenmişlerdir. Padişahları, üstlendikleri bu roller ve değişime olan katkıları açısından değerlendirmeye çalışalım. 2. OSMANLIDA DEVLET YÖNETİMİ VE SİYASET Osmanlı’nın kuruluş ve yükselme döneminde görev yapan padişahların; zamanın ünlü komutanlarından askerlik sevk ve idare dersi aldıkları, savaşların içinde bulunup tecrübe kazandıkları adaletli davranmaya önem verdiklerini tarih kaydetmektedir. 1nci Yıldırım Bayezid’in (1360-1403) Anadolu’da ‘Türk Siyasi Birliğini, kuran ilk padişah olduğu, 1nci Mehmet’in (1389-1421) Müslümanlara karşı gösterdiği adaleti Hristiyanlara karşı da gösterdiği ve Fetret döneminden sonra Anadolu beyliklerini bir araya getirdiği için imparatorluğun 2nci Kurucusu olarak kabul edildiği bilinmektedir. Fatih Sultan Mehmet verdiği kararları ve çıkardığı kanunları uygulayan, devlet yönetiminde sert, Yavuz Sultan Selim korkusuz ve cesur, Kanuni yaptığı işlerde acele etmeyen çıkardığı kanunları çok sıkı şekilde takip eden ve adaleti seven bir padişahtı. Yükselme döneminden sonra görev yapan padişahların yönetimlerine bakıldığında; askeri, siyasi ve yönetim açılarından başarısız sonuçlar alındığı görülmektedir. Osmanlı’da ‘Duraklama Devri, diye ifade edilen bu dönemde; 4ncü Mehmet devrinde Viyana Kuşatması başarısızlıkla sonuçlanmış; ardından gelen 2nci Süleyman devrinde de çözülme ve toprak kaybı devam etmiştir. 17nci Yüzyılda devletin başında bulunan padişahlardan; Sultan 1nci Mustafa’nın iki kez tahta geçmesine rağmen akıl sağlığının yerinde olmadığı, 14 yaşında tahta çıkan 2nci Osman’ın (Genç Osman) reformist yanlısı olmasına rağmen Yedikule Zindanlarında boğdurulduğunu tarihten öğrenmekteyiz. Osmanlı tahtında 14 yıl kalan ve Kanuni’den sonra devlet işleriyle en çok meşgul olan Sultan 1nci Ahmet’in (1590-1617) döneminde Hanedan içinde kardeşleri katletmeyi yasaklaması zikre değer önemli olaylar arasındadır. Aynı yüzyılda 17nci Osmanlı Padişahı olarak tahta çıkan 4ncü Murat’ın (1612-1640) 28 yaş gibi çok genç yaşta vefat etmiştir. 1638 yılında İran işgalinde olan Bağdat’ı geri alınmış, yaygınlaşmış olan rüşvet ve iltiması ortadan kaldırılmış, keyfi harcamalara ve savurganlığa son verilmişti. Orduya bizzat kendisinin kumanda etmesi, tarafından döneminde gerçekleştirilen askeri ve siyasi kazanımlar birer başarı olarak nitelendirilmektedir. 18nci Yüzyılın başından itibaren Lale Devri ile birlikte Osmanlı gerçek anlamda zorlu bir döneme girmiştir. Bu dönemde 3ncü Ahmet (1673-1736) tahta çıkmış 27 yıl tahtta kaldıktan sonra Patrona Halil isyanı ile tahttan indirilmiştir. Patrona Halil isyanı 1nci Mahmut döneminde bastırılmış, 1740 yılında Kanuni döneminde Fransa’ya tanınan kapitülasyonlara da son verilmiştir. 1.Mahmut (1696-1754) döneminde ülke içinde ve dışında huzurun sağlanması açısından durumu tarihçiler gerilemenin yavaşlaması olarak belirtmektedirler. 18nci Yüzyılda tahta çıkan Osmanlı padişahları arasında yer alan 3ncü Mustafa (1717-1774); orduda topçu sınıfını düzeltmek için Baron de Tott’a ‘Sürat Topçuları, isimli bir askeri birlik kurdurmuş ve mali konulardaki sorunları ıslah etmeye çalışmıştı. 15 yıl saltanat süren 1nci Abdülhamit (1725-1789) ise esnaf ve halkın sorunlarını bizzat kendisi dinlemiş, siyasi ve askeri alanda da reformlara girişmişti. 1nci Abdülhamit’in ardından tahta çıkan 3ncü Selim (1761-1808) yönetimde köklü bir değişikliğe ihtiyaç olduğu inancındaydı. Bu inançla Avrupa’yı temelinden sarsan Fransız İhtilali aşamasında orduda yeniliklere yönelip Nizam-ı Cedit ordusunu kurmasına rağmen yeniçeri isyanı üzerine tekrar dağıtmış Alemdar Mustafa Paşa saraya yaklaşırken 4ncü Mustafa’nın emriyle boğdurulmuş, ne yazık ki yapmak istediği yenilikler uğruna yaşamını kaybettiğini tarih kaydetmektedir. 19ncu Yüzyıl başından itibaren tahta çıkan padişahlar döneminde de, ağır koşullar altında alınan dış borçların hazineye yük olduğu, padişahlardan bir kısmının yine darbe ile tahttan indirildiği, buna rağmen Batı ile iyi ilişkiler kurulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bilhassa 1.Abdülmecid (1823-1861) ve Sultan 5nci Murat dönemlerinde Batı ile iyi ilişkiler yanında 1nci Abdülaziz döneminde Sayıştay, Danıştay ve itfaiye teşkilatının kurulması dikkat çekmektedir. Ne var ki Sultan Abdülaziz 30 Mayıs 1876 da darbe ile 5nci Murad’da akli dengesinin bozulduğu gerekçe gösterilerek 31.08.1876 da tahttan indirilmiştir. 3ncü Selim’in ölümünden sonra tahta geçen 2nci Mahmut (1785-1839) döneminde de ülkede gerek sosyal gerekse uygarlık açısından önemli girişimlerde bulunulmuş; Avrupa’da gerçekleşen yenileşme hareketleri benimsenmiştir. Tarihçiler 2nci Mahmut için gerçekleştirdiği reformlarla Osmanlı’da modernleşmenin temelinin atıldığı görüşünü benimsemektedirler. Tanzimat Fermanı Gülhane Hatt-ı Şerif-i 03 Kasım 1839 da okunmuş olup; Türk tarihinde Batılılaşmanın ilk somut adımı olarak nitelendirilir. Ferman, Tanzimatçı sıfatıyla ifade edilen Sultan Abdülmecid (1823-1861) döneminin Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa tarafından okunmuştur. Sultan Abdülmecit döneminde ağır koşullar altında alınan dış borçların hazineye büyük yük olduğu; bunun yanında padişahın aracısız olarak halkın sorunlarını kendi ağzından dinleyen, yenilik yanlısı ilk padişah olduğu da söylenmektedir. Osmanlı Tarihi açısından döneminde gerçekleşen olaylar bakımından üzerinde en çok durulan padişahlardan biri de Sultan 2. Abdülhamit’tir(1842-1918). 33 yıl tahtta kalan padişah 27.04.1909 tarihinde tahttan indirilerek, Selanik’teki Alatini Köşkünde ev hapsinde tutuldu. Kendini tahttan indiren ittihatçılara göre 2nci Abdülhamit dönemi ‘İstibdat Dönemi, olarak nitelendirilmiştir. Yaşamı ve icraatları günümüzde de televizyon dizilerine ve tarihi romanlara konu olan 2.Abdülhamit’in; çok çalışkan olduğu, günde 15-16 saat çalıştığı, çağının modern insanlarından olduğu, döneminde ilk Osmanlı Anayasa’sı olan Kanun-i Esasının ilan edildiği, geniş kapsamlı polis ve istihbarat teşkilatının kurulduğu da kayda değer bilgiler arasındadır. 2nci Abdülhamit’in döneminde ülkede birlik, beraberlik ve istikrarla birlikte vatanın bütünlüğünü korumaya çalıştığı, 13 Şubat 1878 de tatil ettiği Meclis’in ardından 24 Temmuz 1908 de Anayasa’yı yeniden yürürlüğe koyarak 2nci Meşrutiyet’in ilan edildiği dikkate alınmayı gerektirir diğer bilgiler arasındadır. Padişahın döneminde sanatçı ruhuyla Yıldız Sarayında yaptırdığı tiyatroda çeşitli oyun ve operaları hususi olarak getirip ailesiyle birlikte izlemesi modernlik anlayışının bir tezahürü olarak nitelendirilmektedir. Tarihçi İlber Ortaylı’ya göre dünyanın son hükümdarı, evrensel imparator 2nci Abdülhamit Handır. Alman devlet adamı Prens Otto von Bismarck’ın (1815-1898); ‘ Dünyada 100 gr akıl varsa, bunun 90 gramı Abdülhamit Han’da 5 gramı bende, kalan 5 gramı da diğer dünya siyasilerindedir, şeklinde Padişaha iltifatta bulunduğunu tarihçiler kaydediyor. 2nci Abdülhamit sonrası padişahlardan 5nci Mehmet (Sultan Reşat diye de biliniyor) (1844-1918) 23 Ocak 1913 de gerçekleşen Babıali Baskınından sonra devlet yönetimindeki tüm denetimini yitirmiş, yönetim ittihatçılardan Enver, Talat ve Cemal paşaların eline geçmiştir. Osmanlı’nın 36ncı ve son Sultanı 6ncı Mehmet Vahdettin’dir. Vahdettin’den sonra padişahlık kaldırılarak İslam Halifeliği saltanatı Abdülmecit’le devam ettirilmeye çalışılmıştır. Vahdettin’in saltanatı 4 yıl sürmüş ardından son Osmanlı Halifesi Abdülmecid’de Halife sıfatını 1 Kasım 1922 de saltanat kaldırılıncaya kadar devam ettirebilmiştir. Abdülmecid Efendi de sürgünde bulunduğu Paris’te yalnızlık içinde 23 Ağustos 1944 te vefat etmiştir. Böylelikle tarih, İslam Halifeliğini son olarak elinde bulunduran devletin Osmanlı İmparatorluğu olduğunu ve halifeliğin 407 yıl sürmesinin ardından 03 Mart 1924 tarihinde son bulduğunu kaydetmektedir. NOT: Bu yazımızın devamı niteliğinde olmak üzere Osmanlı padişahlarının insani yanları ile yaşamlarında yansıttıkları bilgileri üçüncü ve son yazıda yorumlamaya çalışacağız. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Osmanlı Devletinin güçlenip yükselmesi, ardından duraklama dönemine girmesi nihayet gerileyerek zayıflamasına yol açan nedenler; tarihçilerin de araştırma konusuna giren nedenler arasında yer almaktadır.
Tarihin kaydettiği önemli bir gerçek; insan ömründe olduğu gibi büyük devletlerin ve imparatorlukların da ömürlerinin sınırlı olmasıdır.
Osmanlı’nın yükselme döneminde görev yapan padişahların devlet yönetimindeki etkinlikleri ve başarıları ile duraklama ve gerileme dönemi padişahların yönetim ve siyaset anlayışlarında farklılıklar bulunmaktaydı.
Tarihte yaşanan gelişmeler ve günümüze kadar ulaşan belgeler ışığında Osmanlı yönetiminde görülen değişimler ile padişahların tutum ve davranışlarının devletin geleceğinin şekillenmesinde önemli rol oynadığı anlaşılmaktadır.
Osmanlı’da padişahlık geleneğine bakıldığında, bir kısmının daha küçük yaşta büyük bir imparatorluğun sorumluluğunu üstlendiğini, reformist olanların ülke çalkantı ve kaos içindeyken görev yaptığını, yapılmak istenen yeniliklerin büyük engellerle karşılaştığını tespit etmekteyiz.
Devlet yönetiminde 1.Osman, Orhan Gazi, 1.ve 2nci Murad, Fatih, Kanuni, 2nci Bayezid, 1.ve 2nci Mahmut ve 2nci Abdülhamit gibi uzun diyebileceğimiz bir sürede görev yapan padişahlar dış siyaset açısından başarılı sonuçlar alınmasında etkin bir rol üstlenmişlerdir.
Padişahları, üstlendikleri bu roller ve değişime olan katkıları açısından değerlendirmeye çalışalım.
2. OSMANLIDA DEVLET YÖNETİMİ VE SİYASET
Osmanlı’nın kuruluş ve yükselme döneminde görev yapan padişahların; zamanın ünlü komutanlarından askerlik sevk ve idare dersi aldıkları, savaşların içinde bulunup tecrübe kazandıkları adaletli davranmaya önem verdiklerini tarih kaydetmektedir.
1nci Yıldırım Bayezid’in (1360-1403) Anadolu’da ‘Türk Siyasi Birliğini, kuran ilk padişah olduğu, 1nci Mehmet’in (1389-1421) Müslümanlara karşı gösterdiği adaleti Hristiyanlara karşı da gösterdiği ve Fetret döneminden sonra Anadolu beyliklerini bir araya getirdiği için imparatorluğun 2nci Kurucusu olarak kabul edildiği bilinmektedir.
Fatih Sultan Mehmet verdiği kararları ve çıkardığı kanunları uygulayan, devlet yönetiminde sert, Yavuz Sultan Selim korkusuz ve cesur, Kanuni yaptığı işlerde acele etmeyen çıkardığı kanunları çok sıkı şekilde takip eden ve adaleti seven bir padişahtı.
Yükselme döneminden sonra görev yapan padişahların yönetimlerine bakıldığında; askeri, siyasi ve yönetim açılarından başarısız sonuçlar alındığı görülmektedir.
Osmanlı’da ‘Duraklama Devri, diye ifade edilen bu dönemde; 4ncü Mehmet devrinde Viyana Kuşatması başarısızlıkla sonuçlanmış; ardından gelen 2nci Süleyman devrinde de çözülme ve toprak kaybı devam etmiştir.
17nci Yüzyılda devletin başında bulunan padişahlardan; Sultan 1nci Mustafa’nın iki kez tahta geçmesine rağmen akıl sağlığının yerinde olmadığı, 14 yaşında tahta çıkan 2nci Osman’ın (Genç Osman) reformist yanlısı olmasına rağmen Yedikule Zindanlarında boğdurulduğunu tarihten öğrenmekteyiz.
Osmanlı tahtında 14 yıl kalan ve Kanuni’den sonra devlet işleriyle en çok meşgul olan Sultan 1nci Ahmet’in (1590-1617) döneminde Hanedan içinde kardeşleri katletmeyi yasaklaması zikre değer önemli olaylar arasındadır.
Aynı yüzyılda 17nci Osmanlı Padişahı olarak tahta çıkan 4ncü Murat’ın (1612-1640) 28 yaş gibi çok genç yaşta vefat etmiştir. 1638 yılında İran işgalinde olan Bağdat’ı geri alınmış, yaygınlaşmış olan rüşvet ve iltiması ortadan kaldırılmış, keyfi harcamalara ve savurganlığa son verilmişti. Orduya bizzat kendisinin kumanda etmesi, tarafından döneminde gerçekleştirilen askeri ve siyasi kazanımlar birer başarı olarak nitelendirilmektedir.
18nci Yüzyılın başından itibaren Lale Devri ile birlikte Osmanlı gerçek anlamda zorlu bir döneme girmiştir. Bu dönemde 3ncü Ahmet (1673-1736) tahta çıkmış 27 yıl tahtta kaldıktan sonra Patrona Halil isyanı ile tahttan indirilmiştir.
Patrona Halil isyanı 1nci Mahmut döneminde bastırılmış, 1740 yılında Kanuni döneminde Fransa’ya tanınan kapitülasyonlara da son verilmiştir. 1.Mahmut (1696-1754) döneminde ülke içinde ve dışında huzurun sağlanması açısından durumu tarihçiler gerilemenin yavaşlaması olarak belirtmektedirler.
18nci Yüzyılda tahta çıkan Osmanlı padişahları arasında yer alan 3ncü Mustafa (1717-1774); orduda topçu sınıfını düzeltmek için Baron de Tott’a ‘Sürat Topçuları, isimli bir askeri birlik kurdurmuş ve mali konulardaki sorunları ıslah etmeye çalışmıştı. 15 yıl saltanat süren 1nci Abdülhamit (1725-1789) ise esnaf ve halkın sorunlarını bizzat kendisi dinlemiş, siyasi ve askeri alanda da reformlara girişmişti.
1nci Abdülhamit’in ardından tahta çıkan 3ncü Selim (1761-1808) yönetimde köklü bir değişikliğe ihtiyaç olduğu inancındaydı. Bu inançla Avrupa’yı temelinden sarsan Fransız İhtilali aşamasında orduda yeniliklere yönelip Nizam-ı Cedit ordusunu kurmasına rağmen yeniçeri isyanı üzerine tekrar dağıtmış Alemdar Mustafa Paşa saraya yaklaşırken 4ncü Mustafa’nın emriyle boğdurulmuş, ne yazık ki yapmak istediği yenilikler uğruna yaşamını kaybettiğini tarih kaydetmektedir.
19ncu Yüzyıl başından itibaren tahta çıkan padişahlar döneminde de, ağır koşullar altında alınan dış borçların hazineye yük olduğu, padişahlardan bir kısmının yine darbe ile tahttan indirildiği, buna rağmen Batı ile iyi ilişkiler kurulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Bilhassa 1.Abdülmecid (1823-1861) ve Sultan 5nci Murat dönemlerinde Batı ile iyi ilişkiler yanında 1nci Abdülaziz döneminde Sayıştay, Danıştay ve itfaiye teşkilatının kurulması dikkat çekmektedir. Ne var ki Sultan Abdülaziz 30 Mayıs 1876 da darbe ile 5nci Murad’da akli dengesinin bozulduğu gerekçe gösterilerek 31.08.1876 da tahttan indirilmiştir.
3ncü Selim’in ölümünden sonra tahta geçen 2nci Mahmut (1785-1839) döneminde de ülkede gerek sosyal gerekse uygarlık açısından önemli girişimlerde bulunulmuş; Avrupa’da gerçekleşen yenileşme hareketleri benimsenmiştir.
Tarihçiler 2nci Mahmut için gerçekleştirdiği reformlarla Osmanlı’da modernleşmenin temelinin atıldığı görüşünü benimsemektedirler.
Tanzimat Fermanı Gülhane Hatt-ı Şerif-i 03 Kasım 1839 da okunmuş olup; Türk tarihinde Batılılaşmanın ilk somut adımı olarak nitelendirilir. Ferman, Tanzimatçı sıfatıyla ifade edilen Sultan Abdülmecid (1823-1861) döneminin Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa tarafından okunmuştur.
Sultan Abdülmecit döneminde ağır koşullar altında alınan dış borçların hazineye büyük yük olduğu; bunun yanında padişahın aracısız olarak halkın sorunlarını kendi ağzından dinleyen, yenilik yanlısı ilk padişah olduğu da söylenmektedir.
Osmanlı Tarihi açısından döneminde gerçekleşen olaylar bakımından üzerinde en çok durulan padişahlardan biri de Sultan 2. Abdülhamit’tir(1842-1918).
33 yıl tahtta kalan padişah 27.04.1909 tarihinde tahttan indirilerek, Selanik’teki Alatini Köşkünde ev hapsinde tutuldu. Kendini tahttan indiren ittihatçılara göre 2nci Abdülhamit dönemi ‘İstibdat Dönemi, olarak nitelendirilmiştir.
Yaşamı ve icraatları günümüzde de televizyon dizilerine ve tarihi romanlara konu olan 2.Abdülhamit’in; çok çalışkan olduğu, günde 15-16 saat çalıştığı, çağının modern insanlarından olduğu, döneminde ilk Osmanlı Anayasa’sı olan Kanun-i Esasının ilan edildiği, geniş kapsamlı polis ve istihbarat teşkilatının kurulduğu da kayda değer bilgiler arasındadır.
2nci Abdülhamit’in döneminde ülkede birlik, beraberlik ve istikrarla birlikte vatanın bütünlüğünü korumaya çalıştığı, 13 Şubat 1878 de tatil ettiği Meclis’in ardından 24 Temmuz 1908 de Anayasa’yı yeniden yürürlüğe koyarak 2nci Meşrutiyet’in ilan edildiği dikkate alınmayı gerektirir diğer bilgiler arasındadır.
Padişahın döneminde sanatçı ruhuyla Yıldız Sarayında yaptırdığı tiyatroda çeşitli oyun ve operaları hususi olarak getirip ailesiyle birlikte izlemesi modernlik anlayışının bir tezahürü olarak nitelendirilmektedir.
Tarihçi İlber Ortaylı’ya göre dünyanın son hükümdarı, evrensel imparator 2nci Abdülhamit Handır. Alman devlet adamı Prens Otto von Bismarck’ın (1815-1898); ‘ Dünyada 100 gr akıl varsa, bunun 90 gramı Abdülhamit Han’da 5 gramı bende, kalan 5 gramı da diğer dünya siyasilerindedir, şeklinde Padişaha iltifatta bulunduğunu tarihçiler kaydediyor.
2nci Abdülhamit sonrası padişahlardan 5nci Mehmet (Sultan Reşat diye de biliniyor) (1844-1918) 23 Ocak 1913 de gerçekleşen Babıali Baskınından sonra devlet yönetimindeki tüm denetimini yitirmiş, yönetim ittihatçılardan Enver, Talat ve Cemal paşaların eline geçmiştir.
Osmanlı’nın 36ncı ve son Sultanı 6ncı Mehmet Vahdettin’dir. Vahdettin’den sonra padişahlık kaldırılarak İslam Halifeliği saltanatı Abdülmecit’le devam ettirilmeye çalışılmıştır.
Vahdettin’in saltanatı 4 yıl sürmüş ardından son Osmanlı Halifesi Abdülmecid’de Halife sıfatını 1 Kasım 1922 de saltanat kaldırılıncaya kadar devam ettirebilmiştir.
Abdülmecid Efendi de sürgünde bulunduğu Paris’te yalnızlık içinde 23 Ağustos 1944 te vefat etmiştir.
Böylelikle tarih, İslam Halifeliğini son olarak elinde bulunduran devletin Osmanlı İmparatorluğu olduğunu ve halifeliğin 407 yıl sürmesinin ardından 03 Mart 1924 tarihinde son bulduğunu kaydetmektedir.
NOT: Bu yazımızın devamı niteliğinde olmak üzere Osmanlı padişahlarının insani yanları ile yaşamlarında yansıttıkları bilgileri üçüncü ve son yazıda yorumlamaya çalışacağız.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 479232
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.