En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

OSMANLI PADİŞAHLARINI NASIL BİLİRSİNİZ ? (2)

Osmanlı Devletinin güçlenip yükselmesi, ardından duraklama dönemine girmesi nihayet gerileyerek zayıflamasına yol açan nedenler; tarihçilerin de araştırma konusuna giren nedenler arasında yer almaktadır.

Tarihin kaydettiği önemli bir gerçek; insan ömründe olduğu gibi büyük devletlerin ve imparatorlukların da ömürlerinin sınırlı olmasıdır.

Osmanlı’nın yükselme döneminde görev yapan padişahların devlet yönetimindeki etkinlikleri ve başarıları ile duraklama ve gerileme dönemi padişahların yönetim ve siyaset anlayışlarında farklılıklar bulunmaktaydı.

Tarihte yaşanan gelişmeler ve günümüze kadar ulaşan belgeler ışığında Osmanlı yönetiminde görülen değişimler ile padişahların tutum ve davranışlarının devletin geleceğinin şekillenmesinde önemli rol oynadığı anlaşılmaktadır.

Osmanlı’da padişahlık geleneğine bakıldığında, bir kısmının daha küçük yaşta büyük bir imparatorluğun sorumluluğunu üstlendiğini, reformist olanların ülke çalkantı ve kaos içindeyken görev yaptığını, yapılmak istenen yeniliklerin büyük engellerle karşılaştığını tespit etmekteyiz.

Devlet yönetiminde 1.Osman, Orhan Gazi, 1.ve 2nci Murad, Fatih, Kanuni, 2nci Bayezid, 1.ve 2nci Mahmut ve 2nci Abdülhamit gibi uzun diyebileceğimiz bir sürede görev yapan padişahlar dış siyaset açısından başarılı sonuçlar alınmasında etkin bir rol üstlenmişlerdir.

Padişahları, üstlendikleri bu roller ve değişime olan katkıları açısından değerlendirmeye çalışalım.

2. OSMANLIDA DEVLET YÖNETİMİ VE SİYASET

Osmanlı’nın kuruluş ve yükselme döneminde görev yapan padişahların; zamanın ünlü komutanlarından askerlik sevk ve idare dersi aldıkları, savaşların içinde bulunup tecrübe kazandıkları adaletli davranmaya önem verdiklerini tarih kaydetmektedir.

1nci Yıldırım Bayezid’in (1360-1403) Anadolu’da ‘Türk Siyasi Birliğini, kuran ilk padişah olduğu, 1nci Mehmet’in (1389-1421) Müslümanlara karşı gösterdiği adaleti Hristiyanlara karşı da gösterdiği ve Fetret döneminden sonra Anadolu beyliklerini bir araya getirdiği için imparatorluğun 2nci Kurucusu olarak kabul edildiği bilinmektedir.

Fatih Sultan Mehmet verdiği kararları ve çıkardığı kanunları uygulayan, devlet yönetiminde sert, Yavuz Sultan Selim korkusuz ve cesur, Kanuni yaptığı işlerde acele etmeyen çıkardığı kanunları çok sıkı şekilde takip eden ve adaleti seven bir padişahtı.

Yükselme döneminden sonra görev yapan padişahların yönetimlerine bakıldığında; askeri, siyasi ve yönetim açılarından başarısız sonuçlar alındığı görülmektedir.

Osmanlı’da ‘Duraklama Devri, diye ifade edilen bu dönemde; 4ncü Mehmet devrinde Viyana Kuşatması başarısızlıkla sonuçlanmış; ardından gelen 2nci Süleyman devrinde de çözülme ve toprak kaybı devam etmiştir.

17nci Yüzyılda devletin başında bulunan padişahlardan; Sultan 1nci Mustafa’nın iki kez tahta geçmesine rağmen akıl sağlığının yerinde olmadığı, 14 yaşında tahta çıkan 2nci Osman’ın (Genç Osman) reformist yanlısı olmasına rağmen Yedikule Zindanlarında boğdurulduğunu tarihten öğrenmekteyiz.

Osmanlı tahtında 14 yıl kalan ve Kanuni’den sonra devlet işleriyle en çok meşgul olan Sultan 1nci Ahmet’in (1590-1617) döneminde Hanedan içinde kardeşleri katletmeyi yasaklaması zikre değer önemli olaylar arasındadır.

Aynı yüzyılda 17nci Osmanlı Padişahı olarak tahta çıkan 4ncü Murat’ın (1612-1640) 28 yaş gibi çok genç yaşta vefat etmiştir. 1638 yılında İran işgalinde olan Bağdat’ı geri alınmış, yaygınlaşmış olan rüşvet ve iltiması ortadan kaldırılmış, keyfi harcamalara ve savurganlığa son verilmişti. Orduya bizzat kendisinin kumanda etmesi,  tarafından döneminde gerçekleştirilen askeri ve siyasi kazanımlar birer başarı olarak nitelendirilmektedir.

18nci Yüzyılın başından itibaren Lale Devri ile birlikte Osmanlı gerçek anlamda zorlu bir döneme girmiştir. Bu dönemde 3ncü Ahmet (1673-1736) tahta çıkmış 27 yıl tahtta kaldıktan sonra Patrona Halil isyanı ile tahttan indirilmiştir.

Patrona Halil isyanı 1nci Mahmut döneminde bastırılmış, 1740 yılında Kanuni döneminde Fransa’ya tanınan kapitülasyonlara da son verilmiştir. 1.Mahmut (1696-1754) döneminde ülke içinde ve dışında huzurun sağlanması açısından durumu tarihçiler gerilemenin yavaşlaması olarak belirtmektedirler.

18nci Yüzyılda tahta çıkan Osmanlı padişahları arasında yer alan 3ncü Mustafa (1717-1774); orduda topçu sınıfını düzeltmek için Baron de Tott’a ‘Sürat Topçuları, isimli bir askeri birlik kurdurmuş ve mali konulardaki sorunları ıslah etmeye çalışmıştı.  15 yıl saltanat süren 1nci Abdülhamit (1725-1789) ise esnaf ve halkın sorunlarını bizzat kendisi  dinlemiş,  siyasi ve askeri alanda da reformlara girişmişti.

1nci Abdülhamit’in ardından tahta çıkan 3ncü Selim (1761-1808) yönetimde köklü bir değişikliğe ihtiyaç olduğu inancındaydı. Bu inançla Avrupa’yı temelinden sarsan Fransız İhtilali aşamasında orduda yeniliklere yönelip Nizam-ı Cedit ordusunu kurmasına rağmen yeniçeri isyanı üzerine tekrar dağıtmış Alemdar Mustafa Paşa saraya yaklaşırken 4ncü Mustafa’nın emriyle boğdurulmuş, ne yazık ki yapmak istediği yenilikler uğruna yaşamını kaybettiğini  tarih kaydetmektedir.

19ncu Yüzyıl başından itibaren tahta çıkan padişahlar döneminde de, ağır koşullar altında alınan dış borçların hazineye yük olduğu, padişahlardan bir kısmının yine darbe ile tahttan indirildiği, buna rağmen Batı ile iyi ilişkiler kurulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Bilhassa 1.Abdülmecid (1823-1861) ve Sultan 5nci Murat dönemlerinde Batı ile iyi ilişkiler yanında 1nci Abdülaziz döneminde Sayıştay, Danıştay ve itfaiye teşkilatının kurulması dikkat çekmektedir. Ne var ki Sultan Abdülaziz 30 Mayıs 1876 da darbe ile 5nci Murad’da akli dengesinin bozulduğu gerekçe gösterilerek 31.08.1876 da tahttan indirilmiştir.

3ncü Selim’in ölümünden sonra tahta geçen  2nci Mahmut (1785-1839) döneminde de ülkede gerek sosyal gerekse uygarlık açısından önemli girişimlerde bulunulmuş; Avrupa’da gerçekleşen yenileşme hareketleri benimsenmiştir.

Tarihçiler 2nci Mahmut için gerçekleştirdiği reformlarla Osmanlı’da modernleşmenin temelinin atıldığı görüşünü benimsemektedirler.

Tanzimat Fermanı Gülhane Hatt-ı Şerif-i 03 Kasım 1839 da okunmuş olup; Türk tarihinde Batılılaşmanın ilk somut adımı olarak nitelendirilir. Ferman, Tanzimatçı sıfatıyla ifade edilen Sultan Abdülmecid (1823-1861) döneminin Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa tarafından okunmuştur.

Sultan Abdülmecit döneminde ağır koşullar altında alınan dış borçların hazineye büyük yük olduğu; bunun yanında padişahın aracısız olarak halkın sorunlarını kendi ağzından dinleyen, yenilik yanlısı ilk padişah olduğu da söylenmektedir.

Osmanlı Tarihi açısından döneminde gerçekleşen olaylar bakımından üzerinde en çok durulan padişahlardan biri de Sultan 2. Abdülhamit’tir(1842-1918).

33 yıl tahtta kalan padişah 27.04.1909 tarihinde tahttan indirilerek, Selanik’teki Alatini Köşkünde ev hapsinde tutuldu. Kendini tahttan indiren ittihatçılara göre 2nci Abdülhamit dönemi ‘İstibdat Dönemi, olarak nitelendirilmiştir.

Yaşamı ve icraatları günümüzde de televizyon dizilerine ve tarihi romanlara konu olan 2.Abdülhamit’in; çok çalışkan olduğu, günde 15-16 saat çalıştığı, çağının modern insanlarından olduğu, döneminde ilk Osmanlı Anayasa’sı olan Kanun-i Esasının ilan edildiği, geniş kapsamlı polis ve istihbarat teşkilatının kurulduğu da kayda değer bilgiler arasındadır.

2nci Abdülhamit’in döneminde ülkede birlik, beraberlik ve istikrarla birlikte vatanın bütünlüğünü korumaya çalıştığı, 13 Şubat 1878 de tatil ettiği Meclis’in ardından 24 Temmuz 1908 de Anayasa’yı yeniden yürürlüğe koyarak 2nci Meşrutiyet’in ilan edildiği dikkate alınmayı gerektirir diğer bilgiler arasındadır.

Padişahın döneminde sanatçı ruhuyla Yıldız Sarayında yaptırdığı tiyatroda çeşitli oyun ve operaları hususi olarak getirip ailesiyle birlikte izlemesi modernlik anlayışının bir tezahürü olarak nitelendirilmektedir.

Tarihçi İlber Ortaylı’ya göre dünyanın son hükümdarı, evrensel imparator 2nci Abdülhamit Handır. Alman devlet adamı Prens Otto von Bismarck’ın (1815-1898); ‘ Dünyada 100 gr akıl varsa, bunun 90 gramı Abdülhamit Han’da 5 gramı bende, kalan 5 gramı da diğer dünya siyasilerindedir, şeklinde Padişaha iltifatta bulunduğunu tarihçiler kaydediyor.

2nci Abdülhamit sonrası padişahlardan 5nci Mehmet (Sultan Reşat diye de biliniyor) (1844-1918) 23 Ocak 1913 de gerçekleşen Babıali Baskınından sonra devlet yönetimindeki tüm denetimini yitirmiş, yönetim ittihatçılardan Enver, Talat ve Cemal paşaların eline geçmiştir.

Osmanlı’nın 36ncı ve son Sultanı 6ncı Mehmet Vahdettin’dir. Vahdettin’den sonra padişahlık kaldırılarak İslam Halifeliği saltanatı Abdülmecit’le devam ettirilmeye çalışılmıştır.

Vahdettin’in saltanatı 4 yıl sürmüş ardından son Osmanlı Halifesi Abdülmecid’de Halife sıfatını 1 Kasım 1922 de saltanat kaldırılıncaya kadar devam ettirebilmiştir.

Abdülmecid Efendi de sürgünde bulunduğu Paris’te yalnızlık içinde 23 Ağustos 1944 te vefat etmiştir.

Böylelikle tarih, İslam Halifeliğini son olarak elinde bulunduran devletin Osmanlı İmparatorluğu olduğunu ve halifeliğin 407 yıl sürmesinin ardından 03 Mart 1924 tarihinde son bulduğunu kaydetmektedir.

NOT: Bu yazımızın devamı niteliğinde olmak üzere Osmanlı padişahlarının insani yanları ile yaşamlarında yansıttıkları bilgileri üçüncü ve son yazıda yorumlamaya çalışacağız.

Atıf  ÖZGEN
İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 


 Okunma Sayısı : 2891

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 479232

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.