En Son Haberler



Abdulkadir GÜLLÜ

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

AYIRMA HASTALIĞI VE AYILMA FERASETİ

Yazının başlığından da anlaşılacağı gibi bir ayırma hastalığı mikrobu yıllardır Türk Milletini meydana getiren asli unsurlar arasında yayılmaya çalışılıyor. Bu mikrop; bazen mezhep zeminine, bazen ırk ayrımına, bazen de bölge farkına dayandırılıyor. Bu yaklaşıma maalesef çanak tutanlar olduğu gibi fırsatçılık kurnazlığı ve “işte gördün mü?” aceleciliği ile tepki gösterenler ve dört elle sarılanlar da mevcut.

2011 Ocak ayında, Esenboğa-Sabiha Gökçen arası bir uçak yolculuğunda koltuk arkadaşım bir beyi selamlayıp yerime oturdum. Arkadaşla ilgili ilk intibaa olarak kibar ve candan bir beyefendi kanaati oluştu bende. Bir müddet sessizlikten sonra konuşmaya başladık. Batmanlı bir işadamıymış. Petrol işiyle uğraşıyormuş. “Oralarda durumlar nasıl, huzur sükûn iyi mi?” diye sorduğumda “biz bu sorulara çok alışığız” dedi ve anlatmaya başladı. Beş parmağın bir olmadığı gibi her insanın da farklı olduğunu ve insanlara önyargılı davranmamak gerektiği hususunda bazı şeyler söyledi ve başından geçen bir olayı benimle paylaştı.

İstanbul’da araba kiralamak amacıyla bir şirkete gittiğini ve Passat model bir araba kiralamak için gerekli evrakları tamamlayıp son aşamaya geldiklerini, ancak kimlik ibrazından sonra, görevli hanımefendinin kimliği alıp iç bölmedeki bir beyle görüştükten sonra “kusura bakmayın sizin istediğiniz araba bizde yokmuş” cevabını verdiğini söyledi. Bu davranışın kendisini çok üzdüğünü ve içerdeki şahısla görüşmek istediğini, buna fırsat verilmezse çok kötü şeylerin olabileceğini bir tepki diliyle ifade ettiğini anlattı. Bu tepki üzerine görüşme gerçekleşmiş. İçerideki kişiye “kimliğimi verene kadar bir sorun yoktu. Bu karar, benim kimliğimde ili Batman yazısını gördükten sonra mı verildi?” sorusuna maalesef “evet” cevabını almış. Bu ayrımcılığı haklı olarak sorgulamış ve söyleyeceklerini söylemiş. Bir müddet karşılıklı konuşmadan sonra araba kiralama şirketi sorumlusu hatasını telafi için Batmanlı muhatabına para bile ödemeden arabayı alıp götürmesini söylemişse de, bu onurlu arkadaş “arabanın mülkiyetini de bağışlasan almam artık” diyerek orayı terk etmiş.

Tabii bu hadise çok çirkin ve insanların gururunu ziyadesiyle incitici. Hoş görmek asla mümkün değil. Tepki ve hassasiyet külli haklı. Bu ve benzeri olayların yıkıcılığı, tahribatı tahayyülün ötesindedir. Bu yüzden her türlü önyargılı ve toptancı tutum ve davranıştan uzak durmalıyız. Kişileri potansiyel suçlu ve sabıkalı gibi görmek telafisi zor sonuçlara yol açabilir. İnsanlar bizim inancımıza göre birinci sınıf yaratılmışlardır. Kimse diğerinin efendisi veya kölesi değildir. Bu olayda hissedilen acıyı anlamak için empati yapmalıyız. Bir canı üzmek kolay ama onun üzüntüsünü telafi etmek belki imkânsızdır.

Bu olayı yaşamış insanımızın tepkilerine sonuna kadar hak veriyorum. Ayrıca, bu olayı yaşatan kaba ve dikkatsiz şirket sorumlusunu da kınıyorum. Bu hasta yaklaşımı ve sakat mantığı derhal terk etmeliyiz. Gereksiz düşman türetmemeli ve gerçek düşmanlara da fırsat vermemeliyiz.

Bir başka yaşanmış olay:

Yine Ocak 2011. Ankara Hipodrom tren istasyonundayım. Tren bekliyorum. 40 yaşlarında bir bey bana, “tren ne zaman gelecek?” diye sordu. “Tarifeye bakmadım ama çok sürmez gelmek üzeredir” dedim. “Yahu Allah’ım şaştı şu işe bak ben demiryolu çalışanıyım, size trenin saatini soruyorum” dedi. “Olabilir dedim ve feleğim şaştı deseniz daha iyi olur, Allah’ım şaştı deyimi kulağa pek hoş gelmiyor” dedim. Bu vatandaş da kendisinin Tuncelili olduğu için dışlandığını, ezildiğini, yaptığı görevi değiştirmek için psikolojisinin uygun olmadığı konusunda rapor almaya geldiğini, ama alamadığını söyledi. Bir şehirde trenlerin durup geçmesi için ışıkları yönetiyormuş. Nereli olduğu bir tarafa, bu görevi sağlıklı yapacak bir intibaa oluşturmadı bende ve dahası, kendisinin dışlandığı görüşünü, yaptığı işle ilişkilendirmeye çalışması da ciddi bir şartlanma gibi geldi.

Birinci örnekte gerçekten dışlanan bir insan söz konusuyken, ikinci örnekte zorla dışlandığına kendini şartlandırmış bir örnek algıladım. Her ikisi de olmamalı. Dışarıdan yapılan ayırma davranışı nasıl bir sakat anlayışsa, kendimizin bildiği ama vicdan eksikliğinden şahsi hatalarımızı düzeltmek yerine, bize yapılan tavır ve davranışı farklı il veya bölgeden olmaya fatura etme kolaycılığı da çok sakat ve tehlikeli bir anlayıştır.

Ülkemizi ve milletimizi barış ve huzur içinde görmek isteyen her ferdin “AYIRMA” hastalığından kurtulması ve ciddi bir “AYILMA” feraseti ortaya koyması zarurettir, sevgili dostlar…

Dr. Abdulkadir GÜLLÜ


 Okunma Sayısı : 2603

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 172849

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.