ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Osmanlı İmparatorluğunun gelişip kökleşmesinde, sınırlarını genişletmesinde altı asrı geçen hükümranlığında, devletin başında olan padişahların tutum, davranış ve insani yanlarının büyük rolü olmuştur. Padişahların içinde yaşadıkları ortam, yönetimdeki ehliyet ve liyakat, içte ve dışta gelişen olaylar, karar alma ve uygulama sürecinde yapılan müdahaleler başarılı olma yolunda önemli etkenlerin başında gelmiştir. Kendilerine bilimi rehber edinen, İslami açıdan inançlarının bir gereği olarak Ulemaya saygıda kusur göstermeyen, azimli ve sabırlı olan; başkalarının fikrine saygılı olmakla beraber yönetimde etki altında kalmayan padişahlar başarılı bir yönetim modeli ortaya koymuşlardır. Yönetimde zaaf gösteren, yakın çevresinin etkisi altında kalan, kararlarının arkasında duramayan, kendini yeni gelişmelere kapatmış zevk ve sefa alemine dalmış padişahlar ise Osmanlı’da çözülmeye ve gerilemeye neden olmuşlardır. Şimdi günümüze kadar ulaşan bilgiler ışığında Hanedana mensup Osmanlı padişahlarının insani yönleri ile yönetimleri süresinde yaşanan ilk uygulamalar üzerinde duralım. 3. PADİŞAHLARIN İNSANİ YÖNLERİ Şüphesiz padişahlarda insandı! Yetişip olgunlaşmalarında ve devlet yönetiminde tecrübe kazanmalarında kendilerine verilen eğitimin büyük rolü olmuştur. Devletin Kurucusu Osman Gazi’nin vasiyetnamesinden; dinine bağlı, ulemaya saygılı, adaletli olmayı ilke edinmiş çalışkan bir kişiliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Oğlu, Orhan Gazi de halk tarafından sevilen, dengeli ve kararlı davranışları olan bir padişahtı. Orhan Gazinin adına Tuğra çekilen ilk Osmanlı Beyi olduğu ifade edilir. Padişahlardan 1. Mehmet’in yumuşak, tatlı dilli ve sabırlı olduğu, 2. Murad’ın ince ruhlu, adil ve merhametli olduğu, Sultan 2nci Bayezid’in takva sahibi, adalet ve merhametten ayrılmadığı, Yavuz’un sert tabiatlı, cesur, gösterişten hoşlanmayıp devlet malını israf etmediği oğlu Kanuni’nin de geniş düşünüp acele etmeyen bir yapıda olduğunu tarih kaydetmektedir. 1nci Murad, savaş meydanlarında şehit düşen tek Osmanlı Padişahı idi. 2nci Mehmet, fethin babası olarak kabul edilip FATİH lakabı ile anılan ve çağ açan hükümdar olarak tanınır. 2nci Selim, padişahların sefere çıkmaması geleneğini başlatmış, Osmanlı; 3ncü Murad döneminde en geniş sınırlarına ulaşmıştır. 1nci Ahmet’in Kanuni’den sonra padişahlar içinde devlet işleriyle yoğun şekilde uğraşan ilk padişah olduğu söylenir. Saltanatında Hanedan Veraset Sistemini değiştirip ‘Kardeş Katli, Yasasını kaldırıp; yerine ‘ailenin aklı başındaki en büyük üyesi padişah olur, sistemini getirmiştir. 1nci Mustafa Osmanlı tarihinde iki ayrı defa padişahlık yapmış, ilk defa padişahlığın babadan oğula geçmesi kuralını bozarak kardeşinin ardından tahta çıkmış; akıl sağlığı yerinde olmadığı için hiçbir kadınla evlenmediği ifade edilmektedir. Genç yaşta padişah olan ve yenilikçi olarak bilinen 2nci Osman’ın ( Genç Osman diye de bilinir) tarihte eşine az rastlanır bir şekilde tahttan indirilerek Yedikule Zindanların da boğdurulması günümüzde bir hüznün ve acının terennümü olarak roman yazarlarına ve tiyatro oyunlarına konu olmuştur. Padişahlardan 4ncü Murad’ın tütün ve afyondan nefret etmesine karşın içkiye düşkün olduğu; Kanuni’den 55 yıl sonra ordunun başında sefere çıkan ilk Osmanlı Padişahı olduğunu da tarihten öğrenmekteyiz. 1nci İbrahim’in kardeşleri öldürüldüğünden korku içinde büyüdüğü, 2nci Ahmet’in İslamiyet’e hizmet konusunda kendisini sorumlu hissettiği; 1nci Mahmut’un zeki, anlayışlı, hamiyetli ve lütufkar olduğu, yönetimde istişare de bulunduğu, 3ncü Osman’ın yumuşak karakterli olmasına karşın yalanı ve rüşveti sevmediği tarihten aktarılan bilgiler arasındadır. 4ncü Mustafa’nın acımasız tabiatı ve ihtiraslı kişiliği nedeniyle ülkede kaos ortamının doğmasına yol açtığı, 2nci Mahmut’un yumuşak huylu olmasına rağmen son derece azimli ve hırslı bir yapıda; siyaseten yargılama olmaksızın idam yetkisini kullanan son padişah olduğu; 5nci Murat’ın kibar ve nazik; 2nci Abdülhamit’in ise çok çalışkan, çağının modern insanlarından olup dindar bir kişilik yapısına sahip olduğu günümüze kadar ulaşan bilgiler arasındadır. 4. OSMANLI PADİŞAHLARINDAN ÖZLÜ SÖZLER Padişahların devlet yönetimi veya yaşam tecrübelerinden hareketle söyledikleri; tarihe iz bırakan sözleri; onların kişilik yapısını ve olaylara bakışlarını da açıklayan bir özelliğe sahiptir. Şimdi değişik kaynaklardan derlediğimiz bu sözleri sıralayalım: • Devletin Kurucusu Osman Gazi’nin vasiyetnamesinden: 1.‘Davamız, kuru kavga ve cihangirlik kavgası değildir., 2. ‘Bir yeri elde tutmak, o yeri fethetmekten daha zordur., • ‘ Adaletin en kötüsü geç tecelli edendir. Sonunda hüküm isabetli olsa da, geciken adalet zulümdür. (Orhan Gazi) • 1.’İmkanın sınırını görmek için imkansızı denemek lazım., 2. Ey Konstantini’ye, ya sen beni alırsın, ya da ben seni alırım., (Fatih Sultan Mehmet) • ‘Yenileceğinden korkan daima yenilir., (Yıldırım Bayezid) • Yavuz Sultan Selim’in vasiyetinden: 1.‘ Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mührü ile mühürlesin, aksi halde Hazine-i Hümayun benim mührüm ile mühürlensin., Yavuz’un bu vasiyeti tutulmuş, ancak sonra gelen padişahlardan hiçbiri hazineyi dolduramamış… 2. ‘Devletleri yıkan tüm hatanın altında, nice gururun gafleti yatar., 3. ‘Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür., (Yavuz Sultan Selim ) • ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi/ Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi., (Kanuni Sultan Süleyman) • ‘ Bağdat’ı almaya çalışmak, Bağdat’ın kendisinden daha mı güzel ne! ( 4ncü Murat ) • 2nci Ahmet’in tahta çıkarken söylediği söz: ‘Ben saltanata talip değildim. Allah’ü Teala fazlı kereminden bu aciz kuluna nasip eyledi. Bu nimetin şükrünü eda edemem., • Sultan 1nci Mahmut’un yaptığı ürünleri pazarda sattırırken Vezirinin: ‘Padişahım, bu milletin hazinesi sizindir. Niçin bu şekilde uğraşırsınız, demesi üzerine verdiği cevap: ‘Milletin hazinesini millete harcamak gerek. İnsanın alın teri ile kazandığı paranın zevki bir başkadır., • 1. ‘Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş, bir milletin topyekun ateşe girmesidir. Eğer bir bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir., 2.’Beni evhamlı sanıyorlardı. Hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar. Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirine düştü, şimdi ben tahtta değilim., 3. Sınayarak öğrendim ki, iki kişinin bildiği şey sır olmaktan çıkıyor.,(2nci Abdülhamit Han) Tarih, geçmişte yaşananlardan ders çıkarmak; muhtemel hataların önüne geçmek, geçmişle gelecek arasında sağlıklı bir bağ oluşturmak için var olan bir bilim dalıdır. Bu yazıdaki amaçta; tarihin kaydettiği bilgiler ışığında Osmanlı Devletinde yaşanmış olanlara kendi penceremizden bir ışık tutmaktır. Derlediğimiz bilgilerin okuyucunun tarih bilgisine katkıda bulunacağı inancını taşımaktayım. Tarihi gerçeklere ters düştüğünü iddia edenler için sayfamız eleştirilere açıktır. Atıf ÖZGEN (*) (*) İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Osmanlı İmparatorluğunun gelişip kökleşmesinde, sınırlarını genişletmesinde altı asrı geçen hükümranlığında, devletin başında olan padişahların tutum, davranış ve insani yanlarının büyük rolü olmuştur.
Padişahların içinde yaşadıkları ortam, yönetimdeki ehliyet ve liyakat, içte ve dışta gelişen olaylar, karar alma ve uygulama sürecinde yapılan müdahaleler başarılı olma yolunda önemli etkenlerin başında gelmiştir.
Kendilerine bilimi rehber edinen, İslami açıdan inançlarının bir gereği olarak Ulemaya saygıda kusur göstermeyen, azimli ve sabırlı olan; başkalarının fikrine saygılı olmakla beraber yönetimde etki altında kalmayan padişahlar başarılı bir yönetim modeli ortaya koymuşlardır.
Yönetimde zaaf gösteren, yakın çevresinin etkisi altında kalan, kararlarının arkasında duramayan, kendini yeni gelişmelere kapatmış zevk ve sefa alemine dalmış padişahlar ise Osmanlı’da çözülmeye ve gerilemeye neden olmuşlardır.
Şimdi günümüze kadar ulaşan bilgiler ışığında Hanedana mensup Osmanlı padişahlarının insani yönleri ile yönetimleri süresinde yaşanan ilk uygulamalar üzerinde duralım.
3. PADİŞAHLARIN İNSANİ YÖNLERİ
Şüphesiz padişahlarda insandı! Yetişip olgunlaşmalarında ve devlet yönetiminde tecrübe kazanmalarında kendilerine verilen eğitimin büyük rolü olmuştur.
Devletin Kurucusu Osman Gazi’nin vasiyetnamesinden; dinine bağlı, ulemaya saygılı, adaletli olmayı ilke edinmiş çalışkan bir kişiliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır. Oğlu, Orhan Gazi de halk tarafından sevilen, dengeli ve kararlı davranışları olan bir padişahtı.
Orhan Gazinin adına Tuğra çekilen ilk Osmanlı Beyi olduğu ifade edilir.
Padişahlardan 1. Mehmet’in yumuşak, tatlı dilli ve sabırlı olduğu, 2. Murad’ın ince ruhlu, adil ve merhametli olduğu, Sultan 2nci Bayezid’in takva sahibi, adalet ve merhametten ayrılmadığı, Yavuz’un sert tabiatlı, cesur, gösterişten hoşlanmayıp devlet malını israf etmediği oğlu Kanuni’nin de geniş düşünüp acele etmeyen bir yapıda olduğunu tarih kaydetmektedir.
1nci Murad, savaş meydanlarında şehit düşen tek Osmanlı Padişahı idi.
2nci Mehmet, fethin babası olarak kabul edilip FATİH lakabı ile anılan ve çağ açan hükümdar olarak tanınır.
2nci Selim, padişahların sefere çıkmaması geleneğini başlatmış, Osmanlı; 3ncü Murad döneminde en geniş sınırlarına ulaşmıştır.
1nci Ahmet’in Kanuni’den sonra padişahlar içinde devlet işleriyle yoğun şekilde uğraşan ilk padişah olduğu söylenir. Saltanatında Hanedan Veraset Sistemini değiştirip ‘Kardeş Katli, Yasasını kaldırıp; yerine ‘ailenin aklı başındaki en büyük üyesi padişah olur, sistemini getirmiştir.
1nci Mustafa Osmanlı tarihinde iki ayrı defa padişahlık yapmış, ilk defa padişahlığın babadan oğula geçmesi kuralını bozarak kardeşinin ardından tahta çıkmış; akıl sağlığı yerinde olmadığı için hiçbir kadınla evlenmediği ifade edilmektedir.
Genç yaşta padişah olan ve yenilikçi olarak bilinen 2nci Osman’ın ( Genç Osman diye de bilinir) tarihte eşine az rastlanır bir şekilde tahttan indirilerek Yedikule Zindanların da boğdurulması günümüzde bir hüznün ve acının terennümü olarak roman yazarlarına ve tiyatro oyunlarına konu olmuştur.
Padişahlardan 4ncü Murad’ın tütün ve afyondan nefret etmesine karşın içkiye düşkün olduğu; Kanuni’den 55 yıl sonra ordunun başında sefere çıkan ilk Osmanlı Padişahı olduğunu da tarihten öğrenmekteyiz.
1nci İbrahim’in kardeşleri öldürüldüğünden korku içinde büyüdüğü, 2nci Ahmet’in İslamiyet’e hizmet konusunda kendisini sorumlu hissettiği; 1nci Mahmut’un zeki, anlayışlı, hamiyetli ve lütufkar olduğu, yönetimde istişare de bulunduğu, 3ncü Osman’ın yumuşak karakterli olmasına karşın yalanı ve rüşveti sevmediği tarihten aktarılan bilgiler arasındadır.
4ncü Mustafa’nın acımasız tabiatı ve ihtiraslı kişiliği nedeniyle ülkede kaos ortamının doğmasına yol açtığı, 2nci Mahmut’un yumuşak huylu olmasına rağmen son derece azimli ve hırslı bir yapıda; siyaseten yargılama olmaksızın idam yetkisini kullanan son padişah olduğu; 5nci Murat’ın kibar ve nazik; 2nci Abdülhamit’in ise çok çalışkan, çağının modern insanlarından olup dindar bir kişilik yapısına sahip olduğu günümüze kadar ulaşan bilgiler arasındadır.
4. OSMANLI PADİŞAHLARINDAN ÖZLÜ SÖZLER
Padişahların devlet yönetimi veya yaşam tecrübelerinden hareketle söyledikleri; tarihe iz bırakan sözleri; onların kişilik yapısını ve olaylara bakışlarını da açıklayan bir özelliğe sahiptir.
Şimdi değişik kaynaklardan derlediğimiz bu sözleri sıralayalım:
• Devletin Kurucusu Osman Gazi’nin vasiyetnamesinden: 1.‘Davamız, kuru kavga ve cihangirlik kavgası değildir., 2. ‘Bir yeri elde tutmak, o yeri fethetmekten daha zordur.,
• ‘ Adaletin en kötüsü geç tecelli edendir. Sonunda hüküm isabetli olsa da, geciken adalet zulümdür. (Orhan Gazi)
• 1.’İmkanın sınırını görmek için imkansızı denemek lazım., 2. Ey Konstantini’ye, ya sen beni alırsın, ya da ben seni alırım., (Fatih Sultan Mehmet)
• ‘Yenileceğinden korkan daima yenilir., (Yıldırım Bayezid)
• Yavuz Sultan Selim’in vasiyetinden: 1.‘ Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mührü ile mühürlesin, aksi halde Hazine-i Hümayun benim mührüm ile mühürlensin., Yavuz’un bu vasiyeti tutulmuş, ancak sonra gelen padişahlardan hiçbiri hazineyi dolduramamış…
2. ‘Devletleri yıkan tüm hatanın altında, nice gururun gafleti yatar., 3. ‘Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür., (Yavuz Sultan Selim )
• ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi/ Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi., (Kanuni Sultan Süleyman)
• ‘ Bağdat’ı almaya çalışmak, Bağdat’ın kendisinden daha mı güzel ne! ( 4ncü Murat )
• 2nci Ahmet’in tahta çıkarken söylediği söz: ‘Ben saltanata talip değildim. Allah’ü Teala fazlı kereminden bu aciz kuluna nasip eyledi. Bu nimetin şükrünü eda edemem.,
• Sultan 1nci Mahmut’un yaptığı ürünleri pazarda sattırırken Vezirinin: ‘Padişahım, bu milletin hazinesi sizindir. Niçin bu şekilde uğraşırsınız, demesi üzerine verdiği cevap: ‘Milletin hazinesini millete harcamak gerek. İnsanın alın teri ile kazandığı paranın zevki bir başkadır.,
• 1. ‘Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş, bir milletin topyekun ateşe girmesidir. Eğer bir bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir.,
2.’Beni evhamlı sanıyorlardı. Hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar. Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirine düştü, şimdi ben tahtta değilim.,
3. Sınayarak öğrendim ki, iki kişinin bildiği şey sır olmaktan çıkıyor.,(2nci Abdülhamit Han)
Tarih, geçmişte yaşananlardan ders çıkarmak; muhtemel hataların önüne geçmek, geçmişle gelecek arasında sağlıklı bir bağ oluşturmak için var olan bir bilim dalıdır.
Bu yazıdaki amaçta; tarihin kaydettiği bilgiler ışığında Osmanlı Devletinde yaşanmış olanlara kendi penceremizden bir ışık tutmaktır. Derlediğimiz bilgilerin okuyucunun tarih bilgisine katkıda bulunacağı inancını taşımaktayım. Tarihi gerçeklere ters düştüğünü iddia edenler için sayfamız eleştirilere açıktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 272942
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.