ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Sultan 2. Abdülhamid, 34ncü Osmanlı padişahı. Babası Sultan Abdülmecit, annesi ise Tirimüjgan Kadındır. 12 Eylül 1842 tarihinde doğan Abdülhamid, 10 Şubat 1918 tarihinde 76 yaşında iken vefat etti. 10 yaşında iken annesini kaybeden Sultanı, Abdülmecit’in çocuksuz eşi Pirista Hanımın yetiştirdiği söylenir. Akli dengesinin bozulduğu gerekçe gösterilerek tahttan indirilen 5. Murad’ın yerine tahta çıkan Abdülhamid tahta çıktığı 31.08.1876 tarihinde henüz 34 yaşındaydı. 33 yıl Osmanlı tahtında kalan Sultan, yönetimin başına geçtiğinde devletin iç ve dış durumu karışık ve tehlike içindeydi. Abdülhamid’in kişilik yapısı ile ilgili olarak, zeki ve kuvvetli bir hafızaya sahip olduğu, babası tarafından kardeşi Murat Efendi ile birlikte iyi bir eğitim aldığı ifade edilmektedir. İki kardeşin birlikte Avrupa gezisine katılması da padişahın bilgi ve görgüsünün artmasına vesile olmuştur. Yönetiminin ilk yıllarında Kanun-u Esasiye (Anayasa) yürürlüğe girmiş Meclis-i Mebusan (1878) açılmıştı. Ardından Balkan ülkelerinde başlayan ayaklanma hareketleri ve tarihimizde 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonucu imzalanan Ayastefonos (Yeşilköy) anlaşması Osmanlı Devletini çok güç durumda bırakmıştı. Abdülhamid, dış politikada karşıt güçleri birbirine düşürerek dengeleme yönteminden yararlandığı ifade edilmektedir. Nitekim savaş tekniği ve düşman güçleri birbirine düşürme yöntemi ile ilgili olarak şu sözleri söylediğini tarih kaydetmektedir: "Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş, bir milletin topyekun ateşe girmesidir. Eğer bir bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüf, yenilgi kaderdir.Beni evhamlı sanıyorlardı, Hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar. Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirine düştü, şimdi ben tahtta değilim." 33 yıllık yönetim tarzı günümüzde de tartışılan, Sultan Abdülhamid dönemi ittihatçılar tarafından Devri İstibdat (İstibdat Dönemi) olarak nitelendirilmiştir. Uzun süren padişahlık döneminin ardından 27.04. 1909 tarihinde tahttan indirilen padişah, Selanik’te Alatini Köşkünde ev hapsinde tutuldu. 3 yıllık aradan sonra Balkan Savaşı neden gösterilerek İstanbul’a getirilip Beylerbeyi Sarayına yerleştirildi. Kalan ömrünü Beylerbeyi Sarayında geçiren padişah, hatıralarını yazdırmış ve bu Hatıra Defteri, basım için 1918 yılında Almanya’ya Kolze Yayınevine gönderilmiştir. Daha sonra bu hatıralar Araştırmacı Yazar, İsmet Bozdağ(1916-2013) tarafından yayına hazırlanıp sadeleştirilerek Kervan Kitapçılık tarafından Ocak 1975 tarihinde ‘ABDÜLHAMİD’İN HATIRA DEFTERİ, ismiyle yayınlanmıştır. Bu kitap padişahın yönetim tarzına ilişkin içinde önemli gerçekleri barındırmaktadır. Yazımızın başlığında ifade edilen dönemin Fransız gazetecisi ‘Ga’zete de Lousanne, muhabiri Jean Felixe’dir. Jean Felixe, 1. Dünya Savaşının devam ettiği 1917 tarihinde Maliye Nazırı Cavit Bey’den yardım alarak Sultan Abdülhamid ile Beylerbeyi Sarayında mülakat yapmayı gerçekleştirmişti. Tarihi bir şahsiyet olarak hakkında günümüzde de övgü ve yergiye muhatap olan Abdülhamid; bugünlerde ‘PAYİTAHT ABDÜLHAMİD, isimli TV dizisi ile dönemi hakkında bilgi edindiğimiz ve sözünü ettiğimiz kitapta yer alan padişahın kişilik yapısı ve değişik konulardaki düşünceleri ile ilgili olarak gazeteci ve tarihçi Jean Felixe’nin mülakat sonrası izlenimlerini satırlarımıza alıyoruz: "Gerçi benim birkaç saat sonra karşılaşacağım insan, şüphesiz ki, görebildiklerimden bambaşka bir insandı. Jön-Türklerin uzun ve çetin mücadelelerden sonra tahttan indirmeye muvaffak olabildikleri ikinci Abdülhamid’i ziyarete gidiyordum. Buna on yıla yakın bir süre içinde ulaşabilmiş tek yabancı tarihçi idim. … On beş dakikalık beklemeden sonra, oldukça ısıtılmış büyük ve geniş bir odada, beni ayakta karşılayan, sakalları aklaşmış, beli bükük, fakat gözleri zeka ve merakla ışıldayan yaşlı adama bakınca ilk hükmüm şu oldu: ‘ Bu adam, bakışlarıyla düşünceleri okuyabilen bir adamdır., Nitekim üç saate yakın süren konuşmadan dönerken ilk müşahedemin haklı olduğunu benimsedim ve bundan gurur duydum." … Sabık padişahın, saltanatı süresinde tenkit konusu olan, hafiyelik, casusluk, kanunsuz baskı gibi hususlar üzerinde fikrini söylemek istemediği ve ancak siyasetinin ana çizgilerini savunmaya kararlı olduğu anlaşılıyordu. O, halkın seviye ve irfan bakımından temsil ettiği idareye ulaşacağına işaret etmek suretiyle, her şeyi halletmek istiyordu. … Şayanı hayret bir hafızası vardı. Olayları birbirine büyük bir açıklıkla bağlıyor ve itimada şayan hükümler çıkarıyordu. Bana içinde bulunduğumuz Dünya savaşının en az yirmi beş yıl önce hazırlandığını söyledi. … Bütün Türklerde olduğu gibi Abdülhamid’de de, insanı tesir altında bırakan derin ve köklü haysiyet duygusu vardı. … Kendisinden müsaade istediğim zaman, artık sabık Hakanın bakışlarında şüphe yoktu. Milletinin hakkındaki kararıyla, bu hali arasında muazzam fark vardı. Karşımdaki Hükümdar, ya hislerine ve fikirlerine çok hakim bir insandı, yahut da iktidardan düştükten sonra doğru yolu aramıştı. … Hünkar bana çeyrek asrı geçmiş olan hükümranlık devrinin müdafaası mahiyetinde hiçbir şey söylememişti. Ertesi akşam Tokatlıyan’da akşam yemeğini beraberce yediğimiz Cavit bey, merak ve tecessüsle intibaımı sorduğu zaman, bu kanaatimi Türk Nazırına açıkça söyledim., Okuyucu dilerse Fransız muhabir Jean Felixe’nin yaptığı mülakatın tamamını sözünü ettiğimiz kitaptan okuyabilir. Tarih, geçmişte yaşananlardan ders çıkarmak; muhtemel hataların önüne geçmek, geçmişle gelecek arasında sağlıklı bir bağ oluşturmak için var olan bir bilim dalıdır. Tarihi açıdan hiçbir şey gizli kalmaz. Bizim yaptığımız tarihte iz bırakmış olay ve şahsiyetlere ışık tutmaktır. Takdir veya tenkit okuyucunundur. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Sultan 2. Abdülhamid, 34ncü Osmanlı padişahı. Babası Sultan Abdülmecit, annesi ise Tirimüjgan Kadındır.
12 Eylül 1842 tarihinde doğan Abdülhamid, 10 Şubat 1918 tarihinde 76 yaşında iken vefat etti. 10 yaşında iken annesini kaybeden Sultanı, Abdülmecit’in çocuksuz eşi Pirista Hanımın yetiştirdiği söylenir.
Akli dengesinin bozulduğu gerekçe gösterilerek tahttan indirilen 5. Murad’ın yerine tahta çıkan Abdülhamid tahta çıktığı 31.08.1876 tarihinde henüz 34 yaşındaydı.
33 yıl Osmanlı tahtında kalan Sultan, yönetimin başına geçtiğinde devletin iç ve dış durumu karışık ve tehlike içindeydi. Abdülhamid’in kişilik yapısı ile ilgili olarak, zeki ve kuvvetli bir hafızaya sahip olduğu, babası tarafından kardeşi Murat Efendi ile birlikte iyi bir eğitim aldığı ifade edilmektedir. İki kardeşin birlikte Avrupa gezisine katılması da padişahın bilgi ve görgüsünün artmasına vesile olmuştur.
Yönetiminin ilk yıllarında Kanun-u Esasiye (Anayasa) yürürlüğe girmiş Meclis-i Mebusan (1878) açılmıştı. Ardından Balkan ülkelerinde başlayan ayaklanma hareketleri ve tarihimizde 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonucu imzalanan Ayastefonos (Yeşilköy) anlaşması Osmanlı Devletini çok güç durumda bırakmıştı.
Abdülhamid, dış politikada karşıt güçleri birbirine düşürerek dengeleme yönteminden yararlandığı ifade edilmektedir. Nitekim savaş tekniği ve düşman güçleri birbirine düşürme yöntemi ile ilgili olarak şu sözleri söylediğini tarih kaydetmektedir:
"Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş, bir milletin topyekun ateşe girmesidir. Eğer bir bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüf, yenilgi kaderdir.Beni evhamlı sanıyorlardı, Hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar. Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirine düştü, şimdi ben tahtta değilim."
33 yıllık yönetim tarzı günümüzde de tartışılan, Sultan Abdülhamid dönemi ittihatçılar tarafından Devri İstibdat (İstibdat Dönemi) olarak nitelendirilmiştir.
Uzun süren padişahlık döneminin ardından 27.04. 1909 tarihinde tahttan indirilen padişah, Selanik’te Alatini Köşkünde ev hapsinde tutuldu. 3 yıllık aradan sonra Balkan Savaşı neden gösterilerek İstanbul’a getirilip Beylerbeyi Sarayına yerleştirildi. Kalan ömrünü Beylerbeyi Sarayında geçiren padişah, hatıralarını yazdırmış ve bu Hatıra Defteri, basım için 1918 yılında Almanya’ya Kolze Yayınevine gönderilmiştir.
Daha sonra bu hatıralar Araştırmacı Yazar, İsmet Bozdağ(1916-2013) tarafından yayına hazırlanıp sadeleştirilerek Kervan Kitapçılık tarafından Ocak 1975 tarihinde ‘ABDÜLHAMİD’İN HATIRA DEFTERİ, ismiyle yayınlanmıştır. Bu kitap padişahın yönetim tarzına ilişkin içinde önemli gerçekleri barındırmaktadır.
Yazımızın başlığında ifade edilen dönemin Fransız gazetecisi ‘Ga’zete de Lousanne, muhabiri Jean Felixe’dir. Jean Felixe, 1. Dünya Savaşının devam ettiği 1917 tarihinde Maliye Nazırı Cavit Bey’den yardım alarak Sultan Abdülhamid ile Beylerbeyi Sarayında mülakat yapmayı gerçekleştirmişti.
Tarihi bir şahsiyet olarak hakkında günümüzde de övgü ve yergiye muhatap olan Abdülhamid; bugünlerde ‘PAYİTAHT ABDÜLHAMİD, isimli TV dizisi ile dönemi hakkında bilgi edindiğimiz ve sözünü ettiğimiz kitapta yer alan padişahın kişilik yapısı ve değişik konulardaki düşünceleri ile ilgili olarak gazeteci ve tarihçi Jean Felixe’nin mülakat sonrası izlenimlerini satırlarımıza alıyoruz:
"Gerçi benim birkaç saat sonra karşılaşacağım insan, şüphesiz ki, görebildiklerimden bambaşka bir insandı. Jön-Türklerin uzun ve çetin mücadelelerden sonra tahttan indirmeye muvaffak olabildikleri ikinci Abdülhamid’i ziyarete gidiyordum. Buna on yıla yakın bir süre içinde ulaşabilmiş tek yabancı tarihçi idim. … On beş dakikalık beklemeden sonra, oldukça ısıtılmış büyük ve geniş bir odada, beni ayakta karşılayan, sakalları aklaşmış, beli bükük, fakat gözleri zeka ve merakla ışıldayan yaşlı adama bakınca ilk hükmüm şu oldu: ‘ Bu adam, bakışlarıyla düşünceleri okuyabilen bir adamdır., Nitekim üç saate yakın süren konuşmadan dönerken ilk müşahedemin haklı olduğunu benimsedim ve bundan gurur duydum." … Sabık padişahın, saltanatı süresinde tenkit konusu olan, hafiyelik, casusluk, kanunsuz baskı gibi hususlar üzerinde fikrini söylemek istemediği ve ancak siyasetinin ana çizgilerini savunmaya kararlı olduğu anlaşılıyordu. O, halkın seviye ve irfan bakımından temsil ettiği idareye ulaşacağına işaret etmek suretiyle, her şeyi halletmek istiyordu. … Şayanı hayret bir hafızası vardı. Olayları birbirine büyük bir açıklıkla bağlıyor ve itimada şayan hükümler çıkarıyordu. Bana içinde bulunduğumuz Dünya savaşının en az yirmi beş yıl önce hazırlandığını söyledi. … Bütün Türklerde olduğu gibi Abdülhamid’de de, insanı tesir altında bırakan derin ve köklü haysiyet duygusu vardı. … Kendisinden müsaade istediğim zaman, artık sabık Hakanın bakışlarında şüphe yoktu. Milletinin hakkındaki kararıyla, bu hali arasında muazzam fark vardı. Karşımdaki Hükümdar, ya hislerine ve fikirlerine çok hakim bir insandı, yahut da iktidardan düştükten sonra doğru yolu aramıştı. … Hünkar bana çeyrek asrı geçmiş olan hükümranlık devrinin müdafaası mahiyetinde hiçbir şey söylememişti. Ertesi akşam Tokatlıyan’da akşam yemeğini beraberce yediğimiz Cavit bey, merak ve tecessüsle intibaımı sorduğu zaman, bu kanaatimi Türk Nazırına açıkça söyledim.,
Okuyucu dilerse Fransız muhabir Jean Felixe’nin yaptığı mülakatın tamamını sözünü ettiğimiz kitaptan okuyabilir. Tarih, geçmişte yaşananlardan ders çıkarmak; muhtemel hataların önüne geçmek, geçmişle gelecek arasında sağlıklı bir bağ oluşturmak için var olan bir bilim dalıdır.
Tarihi açıdan hiçbir şey gizli kalmaz. Bizim yaptığımız tarihte iz bırakmış olay ve şahsiyetlere ışık tutmaktır. Takdir veya tenkit okuyucunundur.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 130275
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.