En Son Haberler



Durdu GÜNEŞ

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

AHLAKİ ÇÖKÜŞ TOPLUMUN KENDİSİNDEN Mİ YOKSA YÖNETİCİLERDEN Mİ KAYNAKLANIR?

Her dönemde ahlaki çöküşten yakınmalar olur. İnsanlar kendilerini sorunun dışında tutup ahlaki çöküşü genellikle yönetimden sorumlu bir partiye bir lidere dayandırırlar. İnsanın kendine ayna tutması ve otokritik yapması zordur. Bu nedenle dışarıda günahkâr aramak hem kolay hem de rahatlatıcıdır. Böyle bir tutum insanın kendini temiz ve masum hissetmesine yol açar.

Özellikle Özal döneminde ahlaki dejenerasyon, bürokratik yozlaşma, yolsuzluk ekonomisi gündemden inmiyordu. Görüşler iki kategoride toplanıyordu. Birinci görüş, balık baştan kokunca kuyruğa doğru ilerliyordu. İkinci görüş balığın tümünde kokuşma varsa baş kısmında daha görünür oluyordu. 

O dönemlerde anlatılan bir fıkra günün konusu olmuştu.

“Bir adamın erkek bir papağanı var. Papağanın gözünde gözlük elinde kutsal bir kitap sürekli okuyor ve dua ediyor

Komşusunun da dişi bir papağanı var. Tatile gidecek ama papağanı götürmek istemiyor. Komşusuna “Ben tatilden dönünceye kadar benim papağan senin papağanla birlikte kalsın, birbirlerine yoldaş olurlar.” diyor. Adam kabul ediyor.

Komşu papağanı getiriyor. Adamın papağanının yanına koyunca erkek papağan bir anda gözlüğü çıkarıp bir tarafa, kutsal kitabı öbür tarafa fırlatıyor. Sevinç çığlığı içinde, “Çok şükür yarabbi, yıllarca ettiğim dua nihayet kabul oldu.” deyip dişi papağana saldırıyor.”

Bir toplumu yöneten lider o toplumun modelidir. Toplumda var olan özellikler onda daha belirgin ortaya çıkar. Bu nedenle liderin iyi ya da kötü hasletlerinde toplumsal bir taban vardır. 

Bir zamanlar İran’da Şii-Sünni kardeşliğini tesis etmek için valiler törenler düzenliyormuş. Sembolik olarak bir Şii bir de Sünni törende barıştırılır, kucaklaştırılır, sonra bunun örnek olması istenirmiş.

Valinin biri yine böyle bir tören düzenlemiş. Bir Şii bir de Sünni iki kişi getirmelerini istemiş. Tören başlayacak, bir Şii, bir de Sünni tören alanına getirilmiş.  Vali ne görsün. Şii olan iri yarı zeballah gibi. Sünni ise zayıf, kötürüm, çelimsiz biri. Görevlileri çağırmış onlara usulca, “Niye Şii güçlü, kuvvetli. Sünni zayıf çelimsiz. Şimdi kucaklaşsalar, Şii Sünni’nin kemiklerini kırar. Birbirine denk birilerini bulamadınız mı?” diye sormuş. Görevli valiye şöyle demiş. “Efendim buranın havası, suyu, iklimi, kültürü böyle Şii yetiştiriyor böyle de Sünni yetiştiriyor.”

Ahlaki çöküşlerin tabanında toplumsal hastalıklar vardır. O hastalıklı yapı yönetime yansır. Ancak insanlar bu hastalıkları kendine yakıştıramaz. Çünkü o zaman kendini sorumlu hissedip düzelmesi için çaba sarfetmesi gerekir.

Bir zamanlar Yahudiler günahlarını bir kâğıda yazıp onu bir keçinin heybesine atarlarmış. O keçiye günah keçisi derlermiş. Günahla yüklenen keçiyi çöle sürerlermiş. Böylelikle günahlarından arındıklarını düşünürlermiş. Unutmayalım ki günah keçisi dışarıda değil içimizdedir. 

Yöneticiler gökten zembille inmiyorsa, bunları  dışarıdan ithal etmiyorsak, toplumun içinden çıkıyorsa ve bir ahlaki çöküşten bahsediyorsak, beslenme alanı toplumun bizzat kendisidir diyebiliriz.

Av. Durdu GÜNEŞ 

 


 Okunma Sayısı : 665

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 348639

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.