En Son Haberler



Durdu GÜNEŞ

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

KENDİMİZİ NE KADAR TANIYORUZ?

Birisinden övgüyle bahsediyorsak, ilim irfan sahibi deriz. İlim, insanın kendi dışındaki varlıklar hakkında bilgi sahibi olmasını İrfan ise kişinin kendini bilmesini ifade eder. İlim ve irfan birbirini tamamlar. Kişi hem kendini hem de içinde bulunduğu dünyayı bilirse, güzel bir hayatın oluşmasını sağlayabilir.

İnsanın kendini bilmesi, sınırlarını, zayıflıklarını bilmesi, kendini kabullenmesi ve geliştirmesi demektir. Bu göründüğü kadar kolay ve basit değildir. Kendimizi çoğu zaman akıllı, doğru karar veren, yanılmayan olarak kabul ederiz. Oysaki bizim de farkına varmadığımız çok zayıf eğilimlerimiz var. Bunlar aynı zamanda beynimizin çalışma alışkanlıklarıyla ilgilidir. Şimdi beynimizin çalışmasında farkına varmadığımız ama bizi yanılgıya düşüren bazı eğilimlerden bahsetmek istiyorum:

1-Bir konuda bir yargıya ya da karara varırken alakasız bir referans noktası seçebiliriz. Buna literatürde çapa etkisi de denmektedir. Örneğin lokantaya gittik menüye baktık. Bir spesiyal yemek var, fiyatı 700 TL.  Sonraki yemekler 500 TL’den başlıyor. Biz kafamızdaki fiyatlandırmayı 700 TL’yi baz alarak düşünürüz, bu nedenle 500 TL bize çok ucuz gelebilir. Oysa bu tamamen yanıltmacadır.

2-Eğer bir konuda bir inancımız bir kanımız varsa, ona uygun gelen haberleri verileri, bilgileri doğru bulma eğilimimiz var. Sürekli içimizde var olan kanıyı pekiştirmeye, güçlendirmeye çalışırız. Bu bizi objektif olmaktan ve doğruyu görmekten uzaklaştırıyor.

3-Sürü psikolojisi aynı zamanda tehlikelerden korunma yöntemidir. Tarihsel süreçte, hayatta kalmamız ancak sürüden ayrılmamamıza bağlı kalmıştır. Bu düşünceyi pekiştiren “Sürüden ayrılanı kurt yer” şeklinde bir de atasözümüz var. Sürü psikolojisinde yanlış olan şey, çoğunluğun bulunduğu tarafı doğru ve haklı sanmaktır. Ama geçmişten gelen alışkanlıkla sürü doğrultusunda düşünerek ve davranarak yanlışlar adımlar atarız.

4-Yerleşik kanılarla düşünme alışkanlığımız var. Bir kadın cinayeti haberi duysak bunu mutlaka bir erkeğin yaptığını düşünürüz. Oysa bunu bir başka kadın da yapabilir. Bir çocuğun öldürüldüğünü duysak, bunu aile dışında bir düşmanın yaptığını düşünürüz. Oysa bu cinayeti onun ailesi de işleyebilir.

5-Bir şeye yatırım yapmışsak durum kötüye gitse bile masraflarımızı çıkarmak için yola devam ederiz. Gerçeği görmeyiz. Siyasete giren arkadaşlarımda görüyorum. Aday olmuş belli masraflar yapmış, kazanamamış ama yaptığı masrafları çıkarabilmek için gerçeği görmeyip batık maliyeti kurtarmaya çalışıyor, aynı hatalara tekrar düşüyor.

6-Geçmişi çoğu zaman temize çekerek hatırlarız. Çünkü artık olayların aktörü değil seyircisiyiz. Oysa sonradan nostaljik zevk olarak hatırlanan o yaşantılar yaşandığı dönemde o kadar da güzel değildi. Ama biz onu hayalimizde rafine ederiz. Hafıza işine gelmeyen şeylerin çoğunu da siler zaten. “Eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı.”

7-Gerek kendimiz gerekse başkaları tarafından iyi sözlere muhatap olduğumuzda kendimizi iyi hissederiz. Buna plasebo etkisi denmektedir. Gerek kendimiz gerekse başkaları tarafından kötü sözlere muhatap olduğumuzda kendimizi kötü hissederiz. Buna nosebo etkisi denmektedir. Beyin dışarıdan gelen olumlu veya olumsuzsuz sözlerden etkileniyor. Söylenen sözler doğrumu yanlış mı diye düşünmeksizin olumlu ya da olumsuz etkilenme söz konusu olabiliyor.

8-Kendi yakınlarımız, akrabalarımız, meslektaşlarımız gibi ortak payda hissettiğimiz kişilere karşı objektif olamıyoruz. Yapılan hata bile olsa bizdense mubah, başkasıysa günah şeklinde yaklaşıyoruz. Evde bir şey düşüp kırılsa, bunu evin hanımı yapmışsa nazar savuşturmuştur, temizlikçi yapmışsa sakarlığından olmuştur. Yakınlarımızı korumayı ve haklı çıkarmayı önceliyoruz. Bunu bencil gen teorisine göre açıklayanlar da var. 

9-Bir karar verdikten sonra o karar yanlış bile olsa o kararda ısrarcı oluruz. Çünkü yanılmaktan ve kendimizi aptal yerine koymaktan hoşlanmayız. Örneğin bir otomobil alacağız. Alıncaya kadar her birinin iyi kötü özelliklerini öğreniriz. Sonunda birine karar verdik ve aldık. Artık o otomobil bize göre ödenen meblağ esas alındığında, en iyi özelliklere sahiptir. Biri çıkıp bir zayıf yanı söylese hararetle otomobilimizi savunuruz. Oysa almadan söyleselerdi onları kabul ederdik.

10-Başkalarının başına gelen kötü olayların, onların hatalarından, bizim başımıza gelen kötü olayların ise dış koşullardan kaynaklandığını düşünme eğilimindeyiz.  Birisi yaş tahtaya basıp düşmüşse “O da yaş tahtaya basmasaydı” deriz. Kendimiz yaş tahtaya basıp düşmüşsek, tahtanın ne kadar yaş ve kaypak olduğunu anlatırız. 

Eğer kendimizi bilirsek, sınırlarımızı ve zayıflıklarımızı bilirsek hem kendimizi hem başkalarını değerlendirirken daha makul oluruz. Hem kendimize hem başkalarına haksızlık yapmayız.

Av. Durdu GÜNEŞ

 


 Okunma Sayısı : 523

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 621739

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.