En Son Haberler



Durdu GÜNEŞ

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

PSİKOLOJİK DAYANIKLILIĞIMIZ İÇİN DAYANAKLAR

Yazdığım yazılarla ilgili Abdulkadir Güllü hocam bana geri bildirimleri aktarıyor. Hocama teşekkür ediyorum. Geribildirimler arasında teşekkür edenler ve aydınlanmak istedikleri konuda yazmamı talep edenler var. Olumsuzlukların günümüzü çepeçevre kuşattığı bu dönemlerde özellikle umut ve ruhsal direnci artıracak yazılar isteniyor.  Bu tür geri dönüşler benim de manevi gücümü artırıyor. Faydalı olduğum hissiyle bildiklerimi paylaşmak benim için de hem bir zevk hem bir görev oluyor. 

Bu duygu içinde psikolojik dayanıklılık için hangi dayanakları kullanabiliriz diye düşündüm. İşte bunlardan bazıları:

1-Sabah ve akşam şükran duyduğunuz üç olumlu şey düşünelim. Beynimiz ona verdiğimiz komutlarla çalışıyor. “Bugün, çok şükür iyiyim” dediğimizde beyin iyiliğe dair dokümanları alt alta sıralıyor. Beyin, biz neye karar vermişsek onu mantıklı hale getiriyor. Meşhur bir deyimle. “Beyin aldığı kararların avukatıdır.” Bu nedenle güne olumlu başlamak istiyorsak. Şükran duyacağımız üç olumlu şey sayalım. Örneğin, sağlığımız yerinde mi? Şükür. Kimseye muhtaç mıyız? Yani bir işimiz var mı? Şükür. Aile huzurumuz yerinde mi? Şükür. Güne olumlu başlayınca olumlu gidişe doğru bir ivme kazanırız. Gece yatarken de gün içinde yaşadığımız üç olumlu şükran duyacağımız şeyi düşünelim. Güzel bir gülümsemeyle uykuya dalalım ki, kabuslar kapımızdan geri dönsün.

2-Gün içinde bizi biri mi kırdı? Karşı tarafın bizi kırmak gibi bir kastı mı var yoksa kendi kurgularımızla kırıldığımızı mı hissediyoruz? Önemli olan olaylar değil, onlara verdiğimiz anlamlardır. Biz izin vermediğimiz sürece kimse bizi kıramaz. Diğer taraftan olaya karşımızdaki insanın perspektifinden bakalım. Bizim yüzümüzden birinin kırıldığı bir zamanı düşünelim. Kendimiz veya başkaları tarafından üzüntüye düşünmüşsek hem kendimizi hem de başkalarını affetmeyi bilelim. Olumsuz duyguları içimizde taşıdıkça onlar mayalanır ve iç dünyamızı çekilmez hale getirir. Bu nedenle affedici olmak, başkalarından ziyade kendimize yaptığımız bir lütuftur.

3-Kara kara düşünmeyi bırakalım. Bir sorunu çözmek için objektif ve derinlemesine düşünmeliyiz. Kara kara düşünmek çözümden ziyade soruna odaklanmak, sorunun yörüngesinden çıkamamak ve durumu olduğundan daha kötü görmektir. Sorunun yörüngesinden çıkmak için sorunun aktörü gibi değil de bir seyircisi gibi bakalım. Seyirci gibi bakabilirsek ve yörüngenin dışına çıkmamız mümkün olabilir. Bu durumda kendimizi dinlenmeye alarak, güçlü bir ruhsal direnç kazanabiliriz.  Sonra sorundan uzaklaştıracak ilgisiz bir alanla meşgul olmamız ve arkadaşlarımızı sorunu paylaşıp katkılarını almamız halinde sorunun hafifleştiğini hissetmemiz mümkündür. Eğer hala ruhsal enerjimizi sorunu çözecek düzeye ulaştıramamışsak profesyonellerden yardım alabiliriz.

4-Soruna ünlü birinin gözüyle bakmayı denemek çözümde bir yöntem olarak kullanılabilir. Aynı sorun Nasreddin Hoca'nın başına gelse nasıl tepki verirdi. Cem Yılmaz’ın başına gelse bundan nasıl espri üretirdi. Amerika’nın 32. başkanı Franklin D. Roosevelt, (1882-1945) çalışma masasına Amerika'nın efsane 16. başkanı Abraham Lincoln ‘un (1802-1865) fotoğrafını koymuş. Bir sorun olduğunda "acaba Lincoln olsaydı buna nasıl çözüm bulurdu" diye düşünerek sorun çözermiş. Başarılı biyografik hikayeler okuyarak onlardan yolumuzu aydınlatacak bir ışık ya da bizi yüreklendirecek bir ilham bulabiliriz.

5-Müzik dinlemek, dua etmek, yürüyüş yapmak gibi faaliyetler bizim ruhsal direncimizi artıran davranışlardır. Hayatı bir denge üzerine oturtamazsak ve işimizi hayatımızın her alanına yayarsak nefessiz kalırız. Bir yazar, “Hayat beş topu havaya atıp onları yere düşürmeden oynama sanatıdır. Beş top: İş, aile, sağlık, dostlar ve değerler. Bunlardan sadece iş lastik top gibidir, düşürürseniz yakalayabilirsiniz. Diğerleri ise kristal kadeh gibidir. Bir düşürürseniz bir daha asla eski haline getirmezsiniz” der.

6-Sosyal medyayı faydalı bir şekilde kullanabiliriz. Sosyal medyada hep tepkisel ve siyasal paylaşımlarınız olursa oradan size hep kızgınlıklar, öfkeler, düşmanlıklar akar. Bir insana faydalı bir şey söyleyebiliyor muyuz? Onun hayatına, yüreğine dokunup onun dünyasında güzel bir düşünmeye, tatlı bir tebessüme yol açabiliyor muyuz? İyilikler, güzellikler bumerang gibidir, size geri dönerler. Geçenlerde psikolojik dayanıklılıkla ilgili yazımdan dolayı bazı dostlarım bizzat telefon açarak hem sesimi duymak istediklerini hem de yazdıklarımdan olumlu duygular edindiklerini aktardılar. Ben de o gün mutlu oldum. Bir Çin atasözünde dendiği gibi, “Gül satarsanız, elinizde gül kokusu kalır.” 

7-Bir düşünce günlüğü tutabiliriz. Hayatımızda illa olağanüstü olayların olması gerekmiyor. Her gün duyduğumuz güzel bir sözü yazıp dostlarımızla paylaşabiliriz. Okuduğumuz bir kitap izlediğimiz bir film, yaptığımız bir sohbet bizde güzel bir çağrışıma yol açmışsa onu yazıya dökebiliriz. Konuşmak, yazmak, hayal kurmak ruh sağlığı açısından önemli aktivitelerdir. Her güzel duygu bizi başka güzel duygularla tanıştıracaktır. 

Yazıda belirtildiği gibi ruh sağlığınız için siz de yedi adım atabilirsiniz. Sonrası gelecektir. Benden söylemesi.

Av. Durdu GÜNEŞ


 Okunma Sayısı : 404

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 302667

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.